18 Eylul 2019 Çarşamba

Avşar, ''19 Eylül Gaziler Günü Ayrı Bir Önem Taşımaktadır'' Başkan Güder: ''Bölgemizin Sorunlarını Hızla Çözeceğiz'' MOTAŞ’a Ait Reklam Alanları İhale Yoluyla Kiraya Verilecek Başkan Gürkan, İtfaiye Daire Başkanlığını Ziyaret Etti Gürkan: Sağlıklı Şehirleşme Yollardan Başlar Balkan Teakvando Şampiyonasında Çifte Zafer “Muhtarlık Bilgi Sistemi, Hizmet Kalitesini Yükseltecek” Keskin: “Bacıyan-ı Rum Teşkilatı bugünde yaşatılıyor, aynen Diyarbakır’daki anneler gibi” Malatya’da Eş Zamanlı Operasyon: 13 Gözaltı Teknik Destek Programı Kapsamında 8 Proje Başarılı Bulundu

Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
Sosyolog - Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

 

Çocukluğumuzun Malatya’sını İsteriz

20.8.2019  

20.08.2019 NEW YORK Dünyanın farklı diyarlarını dolaşmaya devam ediyoruz. Her yerde yeni bir lezzet, yeni bir tat ve yeni anlayışlara tanık oluyoruz. Ama her gördüğümüz yerde aklımıza hemen çocukluğumuzun Malatyası geliyor. O Malatya'yı çok ama çok özlüyoruz O Malatya'yı hatırlamaya yaşı müsait olan herkes bu olguyu birebir yaşayan insanlardır. Hatta yaşı bizden de büyük olan insanların hafızasında bu hatıra çok daha dinamik bir özelliğe sahiptir. Mesela o Malatya-ya dair benim hafızamda neler var? Her şeyden önce Sıtmapınarı'na uğrayınca 'İşçi Kenti Malatya yı görebilmek mümkündü. Çalışma saatini bekleyen işçi kıraathaneleri, paydos kalabalıkları, paydos sireni, biraz daha ilerilere doğru yürüdükçe yeşil yol yürüyüşleri ve istasyondan gelen tren düdüklerinin sesleri. Artık bu manzaralardan eser yok. Kernek'e gidince Göl denilen havuzda Hıdırellez törenleri, göl denilen suya dilek amaçlı ekmekler atılması ve anlı şanlı Kayısı Baloları olurdu. Hatta Turgut Özal'ın hakim olduğu dönemde gelen bakanların sayısı 10'u geçerdi. Bu tören bazen de Sümer Havuzbaşı'nda olurdu. İnsanların bir yıl bu balonun olmasını beklediklerini görürdük. Şimdi bunlardan da iz kalmadı. Yapılan hiç bir etkinlik o düzeye ulaşamıyor, ulaşmıyor. Köylü, işçı, memur, emekli ve tabii ki esnafın buluşma yeri Çarşımız vardı. Bu çarşının bir Şirket Han'ı vardı. Terzi, berber, şapkacı, şalvarcı, kendirci ile beraber her kesimden insanın buluştuğu çayhaneleri vardı. 2 katlı, tahta merdivenli ve kerpiç yapı. Geleneksel mimarinin en güzel örneğiydi. İnsanların buluşma noktasıydı. Kaç defa yerine bina yapıldı bilmiyorum ama bu hanın yıkılması bir kültürü yok etti. Yazık oldu. Merkezde onun sığacağı kadar bir yer olsa edinmeden aslına uygun yeni örneğinin yapılmasını talep edeceğim. Ama ne yazık ki yok. Ampınar'ın girişindeki Aslanlı çeşme, havuz ve arkasındaki konak. Soğuk suları içmenin en fazla zevk verdiği bu güzellik artık yok. Yerinde çevre mahallelerin minibüs ve otobüs durakları var. Sanki başka durak yapacak yer yokmuş gibi bu eserler yok edildi. Akpınar'dan Taştepe'ye doğru giderken kimisi cumbalı iki katlı kerpiç mimarisi örneği olan evlerden oluşan sokaklar. Bunlar da şimdi yoktur. Şehrin en kötü mimarili ve depremselliği en zayıf olan yapıların olduğu bir mahalle oldu. Yazık hem de çok yazık. Mücelli mahallesi Mücelli Sokak. Çeşitli ara sokakları ile en güzel kerpiç mimarisi örnekleri vardı. Burada isminin önüne Nostalji ünvanını alan Kıymetli Kardeşim Sayın Murat Gümüş'ten başka yapısını değerlendiren çıkmadı. Herkes Murat Gümüş olsaydı sokağın tamamı karelerden oluşan konaklama dolu olurdu. Ama olmadı. Caddelerimizdeki ağaçlarda yürürken kuş cıvıltısı şarkı gibi olurdu. Kesilen ve budamam ağaçlarda kuş yuvaları da öldü gitti. Vilayet Parkı. Gençlik yıllarımızda sevgililerin ve ailelerin buluşma noktasıydı. Sırf işleticisinden kurtulmak için o güzelim yer darmadağın edildi ve merkezde o kalitede oturma alanı bir daha oluşturulamadı. Yine çok yazık. Soğuk sulu çeşmeler. Bunlar da artık yok. Yeni çeşmelere şu başka yerden mi geliyor bilmiyorum. Ama eski tadı Hürriyet Parkı'ndaki suda yok. Bu da oraya gelince aradığım şeylerden. Lezzet Lokantası'nın Tereyağlı Domatesli Kebabı... Artık hiçbir lokanta bu kebabı onlar gibi yapamıyor. Ne domates eski domates, ne tereyağı ne de et. Ustalar var mı onu da bilmem. Çakı Kebap Salonu..... Bu isimle bir kebapçı var. Ama sahibi aynı kişi mı bilmiyorum yeri aynı yer değil. Bir de eskisi saat 12.45'de kebabı bitirir, dükkanı kapatırdı. Şimdi hiç malzeme bitmiyor. Karadeniz Lokantası'nın çorbası. Bir lokanta düşünelim ki çorbası saat 8 veya 8.30 da bitsin. Asla 9''a kalmazdı. Gazi Önel Rize ya da Trabzonlu bir ailenin buraya taşınmış bir ferdiydi. Çok güzel bir insandı, beyefendiydi. Gazi Amca yaşlanınca kapattı. Yerine kimseyi bırakamadı. Bu lokantanın da Lezzet Lokantası'nın da yokluğuna üzülüyorum. Kâğıt Kebabı ve tavayı bir tek Sinan Lokantası'nda saat 9'u geçmeden sıraya girip yaptırabilirdiniz. Sabah verir akşam fırından alırdınız. Şimdi fırın da arttı. Yemekler de hazır. Ama lezzet o lezzet değil. Tatlılar Sümer ve Sevinç Pastanelerinden alınır ama herkes alamazdı. Alamayanlara anneleri, abla, teyze veya halaları yapardı. Ama ne tatlı olurdu. Anaannemin ocakta közde sacla yaptığı baklavayı hiç bir yerde bulamıyorum. Mahallenin kadın ve erkek liderleri olurdu. Oy almak isteyen de kız almak isteyen de O kanaat önderlerinin desteğini alırdı. Bu kişilerin desteği olmaksızın kimse mahalleden ev bile kiralayamazdı. Şimdi 8-10 dairelik apartmana sahip çıkılamıyor. Asayiş olayları nadir olurdu. İnsanlar kapıları dayalı otururdu ve mahallede gezerdi. Şimdi kardeşin kardeşe güveni kalmadı. Böyle kanaat önderi bir kadının Yeter Ana'nın torunu olarak bu güzelliklerin hepsine tanık olmuşumdur. Ama şimdi ne öyle bir kadın, ne de mahalle var.

 Nihayetinde sosyokültürel dönüşüm yaşanınca her şey değişimden nasibini alıyor. İnsanlar, koşullar her şey değiştiği için kültür de değişiyor. Bu normal bir şey. Normal olmayanı bizim iyi şeylerimizi değiştirmekte usta, iyi olmayan şeyleri de değiştirmemekte ısrarcı olmamız. Toplumsal yapımızı dış istilâlardan koruyalım ama güzel olan şeyleri de alalım. Biraz seçici olalım diyorum. Yozlaşmanın zirvesi olmasına rağmen sevgimizin de simgesi olmaya devam efen MALATYA 'selam ve saygılar

 

 Toplam 455 defa okunmuştur  Yazdır Yazar Girişi Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.
Yazarlarımız


KAYBEDEN BEN DEĞİLİM

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI
  NAZAN ÖĞÜT TEKİN

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
MHP Malatya İl Başkanı R.Bülent Avşar, 19 Eylül Gaziler günü münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Avşa
Avşar, ''19 Eylül Gaziler Günü
Başkan Güder: ''Bölgemizin Sor
MOTAŞ’a Ait Reklam Alanları İh
Başkan Gürkan, İtfaiye Daire B
Gürkan: Sağlıklı Şehirleşme Yo
Balkan Teakvando Şampiyonasınd
Keskin: “Bacıyan-ı Rum Teşkil
“Muhtarlık Bilgi Sistemi, Hizm
Malatya’da Eş Zamanlı Operasyo
Çalık, ''Kültürümüzde Esnaf Gü
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.