21 Mayıs 2018 Pazartesi

Osman Güde " Gençlik Bizim Geleceğimizdir " CHP’nin milletvekili adayları belli oldu Başkan Hacı Uğur Polat’ın Aklını Kim Çeldi? Aytek Asilsoy: ‘Yönünü Güneşe Çevir Türkiyem’ Levhalama Çalışmaları İle Ulaşımın Daha Güvenli Gençler Zekâlarını Gösterdi Başkan Gürkan, İspendere İçmeleri’nde İncelemelerde Bulundu Bakan Tüfenkçi :'Yeşilyurt'un Çehresi Değişecek' Keskin: “Esnafımız birlikten yana oldu” Baklavada Antep Fıstığı Yerine Kayısı Çekirdeği

ENVER KALAYCIOĞLU
flashabermalatya@flashabermalatya.com.tr

 

MAZHAR OSMAN, NEYZEN TEVFİK DELİ GAFFAR

17.2.2018  

       Bakırköy akıl ve ruh hastanesini ve bahçesindeki “Düşünen Adam” heykelini hep merak etmişimdir.

        2018 Şubat tatilini İstanbul’da geçirmem nedeniyle, Dr.Sadi Konuk Hastanesine Prof.Dr Feridun Koşar (Kardiyoloji) arkadaşıma uğradım. Kahvesini içtim, sohbet ettim, daha sonra ayrıldım. Aşağı indim hastanenin yan tarafındaki tabelaya baktım. ”Mazhar Osman Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi” yazıyor.  İçimden aradığımı buldum dedim. İçeriye girdim biraz yürüdüm ileride başhekimlik binası karşısında havuz ve havuzun yanında düşünen adam heykeli, baktım ki ziyaret edenler düşünen adam heykeli ile fotoğraf çekiliyor. Bende hiç atlar mıyım? Bir gence cep telefonumu ayarlayıp verdim hatıra fotoğrafı çekildim. Sonra düşünen adam heykelindeki yazıyı okudum. Heykel modern çağın ünlü sanatçılarından Fransız Heykeltıraş August  Rodin (1840-1917)’in “Düşünen Adam” heykelinin bir kopyasıdır. Bakırköy’lü ünlü ressam ve heykeltıraş Kemal Kümmat tarafından yapılmış, hastalardan Mehmet Pişdar tarafından tamamlanmış, 4  aralık 1951 de açılmıştır.

         Daha sonra hastanenin iç kısımlarına doğru yürüdüm. Az ileride sağ tarafta bir nizamiye, görevli kontrolünde açılan bir kapı görünce o tarafa doğru yaklaştım. Nizamiyenin orada bir görevli ile merhabalaştım. Buradaki hastaları görme durumumuz olabilir mi? Diye sordum. Burada hastaları ancak yakınları belirli saatlerde görebilirler cevabını aldım. Daha sonra o görevli nizamiyeden içeri girin sol taraftan başlayın zararsız delileri göreceksiniz ifadesini kullanınca; dediğini uyguladım. Biraz ileri gittiğimde, sol taraftaki bir servisin önünde açık alan ve orada dolaşan birkaç ruh hastasını gördüm.

          Merhaba dedim yaklaştım. Bir tanesi selamımı aldı.

          Merhaba abi hoş geldin dedi.

          Nasılsın dedim

          Bir dokun bin ah işit misali konuşmaya başladı. Orta yaşlı biriydi.

           Abi ben malulen emekli oldum. Annemden, babamdan kalan mallarımız da var ama ben buradayım. Onların hiçbirinden faydalanamıyorum.

            Belki doğru belki de ütopya idi.

            Bana para verir misin? Dedi.

            Bende ne yapacaksın diye sordum.

             Abi neskafe içeceğim deyince içim cığ etti. Çıkardım para verdim.

             Sonra nerelisin diye sorunca; Zonguldaklıyım dedi.

             Seni daha iyi gördüm. Gözlerinden öpüyorum deyince;

             Abi ellerinden öpüyorum dedi…

             Gözlerimdeki yaşları göstermeden oradan ayrıldım. Çıkışta yine bir görevli ile ayaküstü sohbet ettiğimde şöyle dedi.

            Bazı kişiler her hafta buraya gelir buradaki hastalara para verir. Onların ihtiyaçlarını alıp mutlu olmalarını sağlarlar, Allah onlardan razı olsun ifadesini kullandı.

            Hastanede gezerken, etraftaki heykel ve büstleri de inceledim.

             Ordinaryüs Prof. Mazhar Osman Usman heykeli çok şey ifade ediyordu. Çünkü hastanenin kurucusuydu. Ruh hastalıkları alanında dünyanın gelmiş geçmiş en iyi uzmanlarından biriydi.

             Hatırıma Neyzen Tevfik ile olan dostluğu gelmişti.

            Neyzen Tevfik, zaman zaman Bakırköy Akıl ve Ruh Hastalıkları hastanesine gider tedavi olurmuş, Mazhar Osman’la dostlukları oluşmuş, Mazhar Osman’dan da çekindiği de olurmuş…

             Mazhar Osman Türkiye Yeşilay Derneğinin kurucusu olup, alkole karşı bir insan, neyzen ise alkolik bir insan, neyzen her tedavi sonrası Mazhar Osman’a alkolü bırakacağını söyler, arkası gelmez.

              Mazhar Hoca her seferinde Neyzen’i taburcu ederken kendisine içki içmeyi yasaklarmış.

              Neyzen de taburcu olur olmaz soluğu meyhanede alırmış.

Yine yeni taburcu olduğu günlerden birinde Neyzen’i elinde rakı şişesiyle görünce Mazhar Hoca’nın tepesi atmış:

             ‘Ne bu halin? Çabuk dök onu yere Neyzen.’

              Neyzen Mazhar Hoca’dan çekiniyor ama kafa iyi olduğu için bu kez aldırmamış:

              ‘Dökemem çünkü şişenin yarısı Çallı İbrahim’in.’

               Mazhar Hoca öfkesinden deliye dönmüş, sesini daha da yükselterek bağırmış           

               ‘O zaman senin olan yarısını dök.’

                Neyzen yine diretmiş:

                ‘Dökemem Hoca.’

                ‘Neden?’

                 Neyzen gayet sakin şöyle yanıtlamış:

                 ‘Benim payım altta da ondan.’

                 Mazhar Osman bu olayı unutmaz, belli bir süre sonra yine Neyzen Tevfik tedavi için hastaneye gelir, Mazhar Osman onun yerini ayırtır tedaviye başlar, Neyzen Tevfik’in kaldığı yere uğradığında ona takılmak ister. Konuyu Mehmet Akif’e getirir. Mehmet Akif’le Neyzenin dostluğunu iyi bilir. Mehmet Akif’i yermeye başlar. Üç beş kelime konuşur. Neyzen Tevfik daha fazla dayanamaz!

                  Mazhar Bey, sana saygım sonsuz, ilmine saygım sonsuz, seninle bir dostluğumuz var.

                  Amma…

                  “Ben dostlarımı ve vatanımı satmam”

                Neyzen Tevfik’le ilgili Hilmi Yücebaş’ın kaleme alıp yazdığı, Neyzen Tevfik’in şiirlerini, hatıralarını anlatan kitabı yıllar önce zevkle okumuştum. Oradan bir hatırasını paylaşacağım.

                Neyzen Tevfik, arkadaşı ile son derece alkol alırlar. Arkadaşına der ki ben senden daha ayığım ben seni evine bırakıp sonra kendi evime gideyim. Arkadaşı da razı olur.

               Bir yaz günüdür. Arkadaşını götürür evinin kapısını açar, yatak odasına gider cibinliğini açar arkadaşını yatağına yatırır. Dışarı çıkar bakar ki arkadaşı yolda, tekrar arkadaşını alır evinin kapısını açar, yatak odasına gider cibinliğini açar arkadaşını yatağına yatırır çıkar. Her defasında arkadaşını yolda bulur. Bu kaçıncı oldu. Ben seni yatağına yatırıyorum, bakıyorum ki sen yoldasın.

               Meğerki cibinlik diye açtığı pencerenin tülü her seferinde arkadaşını yola bırakıyormuş.

               Neyzen Tevfik bir gün evden ekmek almak için çıkar, bir vapur düdüğü duyar o tarafa doğru gider. Bakar ki bir gemi, geminin de Mısır’a gittiğini öğrenir. Kadim dostu Mehmet Akif Mısır’dadır. Hemen gemiye atlar, uzun bir yolculuktan sonra Mısır’a gider. Ne parası vardır. Nede Mehmet Akif’in adresi sadece Kahire’de olduğunu bilir. Kahire sokaklarında aç dolaşırken bakar ki bir köpeğin ağzında bir ekmek, hemen köpeğe taş atar. Köpek havlayınca ağzındaki ekmek düşer, ekmeği alıp yiyerek karnını doyurur.

                Kadim dostluk sevgi budur.

                 Neyzen Tevfik’teki Mehmet Akif sevgisi…

                 Mazhar Osman Akıl ve Ruh Hastanesini gezerken, çocukluğumdaki Malatya’nın Delilerini de hatırladım.

                Deli İzzo, Deli Farro, Haceli, Şorikli Yaşar, Deli Gaffar, Mamilo, Deli Ahmet, Kaynamış Musto, Onyedili Zülfü, isimlerini saydığım kişilerin hepsini gördüm. Haceli Hariç hepsi çarşının sembolü olmuştu. Mamilo da Kışla Caddesinin (Atatürk Caddesi)

                 Malatya merkezde Akpınar’da doğup büyümenin avantajı idi sanırım.

                 Malatya’mızın Delilerinden; Deli Gaffar veya Ölü malı Gaffar’la ilgili anıları anlatacağım.

                 Deli Gaffar, çarşının sembolü olmuş simalarımızdan biriydi. Genelde Yeni Cami çevresi, Kanere(Cezmi Kartay Caddesi ile Tüccar Pazarının birleştiği yer) ve Akpınar mekânlarıydı.

                 Kanere’nin esnafı Deli Gaffarı kızdırmayı adet haline getirmiş, Deli Gaffar bir kızdı mı? Üzerinde ne varsa yırtar atar bazen de anadan üryan hale gelir.

                 Peki, Deli Gaffara bu davranışı yaptıran sözler ne idi diye sorulduğunda cevap açık; Ölü Malı deyin Yeter. Üzerinde ne var ne yok yırtar atar, küfreder. 

                 Kanere’nin bazı esnafları rahat durur mu?

                 Gaffar, Ölü Malı

                 Gaffar, Ölü Malı

                 Birkaç defa söylendiğinde Gaffar küfrederek işlemlerine başlar üzerinde ne var ne yok yırtar atar.

                 Bunu söyleyen esnaflardan bazıları, Gaffar’a yeni elbise alır giydirirler. Akşamüzeri de Gaffar’a bir file yiyecek alarak evine gönderirler.

                 Gaffar’ın küfürleştiği bir isimde Akpınar semtinin eski manavlarından Ünlü Kanun Haci…

                 Akpınar’da yuvarlak tabanda bir havuz, havuzun kenarında üç çeşme ortada Aslanlı Çeşme(Şimdi Gazi Parkında)yanlarda boru çeşmeler vardı. Gaffar her gün saat 11.00 gibi veya saat 16.00 gibi Akpınar’a uğrar.  Akpınar’ın aslanlı çeşmesinden veya demir boru çeşmesinden suyunu içer.  Daha sonra çeşmenin sağ taraf karşısında Kanun Haci’nin manav dükkânı vardır. Kanun Haci’nin dükkânın karşısına geçer Kanun Haci’ ye küfretmeye başlar.

                  Deli Gaffar---Kanun Haci……

                  Kanun Haci---Ne diyorsun……K….vat…..

                  Deli Gaffar--- Alemin   P……ci…

                  Velhasıl Gaffar o günkü gıdasını da almıştır.

                  Akşamüzerine doğru, esnaf Gaffar’ın filesini doldurur evine gönderir.

                  Malatya’mızın geçmişinde delileri kızdıran bir grup insan olsa bile onlar sahip çıkan onların sorumluluklarını taşıyan çarşının güzel insanlarını da görmekteyiz.

                   Allah’ın bizlere lütfettiği en büyük servet, en büyük zenginlik, akıl ve ruh sağlığı daha sonra beden sağlığıdır. Ne kadar şükretsek azdır.

                                        Saygılarımla..

 

              

 

 

                                 

 

 

 

 

 

 

                  

 

 

 

 Toplam 1639 defa okunmuştur  Yazdır Yazar Girişi Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.

Yorumunuz
Toplam (3) adet yorum yapılmıştır
Berat CANDAN 30.3.2018 11:05:54
Değerli Enver hocam; ne güzel yazmışsınız okurken duygulandım hem gözlerim doldu, hem tebessüm ettim yüreğinize ,kaleminize sağlık.
Berat CANDAN 29.3.2018 22:29:48
Değerli hocam ne güzel yazmışsınız okurken bende duygulandım yüreğinize, kaleminize sağlık.
Halil 23.2.2018 13:17:22
Enver Hocam, ağzına yüreğine sağlık
Yazarlarımız


ELEŞTİRİLEL GÖZLE DÜNYAYA BAKMAK İYİDİR İYİ…

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  VAHAP GÜNER
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  ASUMAN SARITAÇ
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
Akçadağ ilçesinin önemli saygın iş adamlarından Osman Güde Ramazan ayında teravih namazı s
Osman Güde " Gençlik Bizim Gel
CHP’nin milletvekili adayları
Başkan Hacı Uğur Polat’ın Akl
Aytek Asilsoy: ‘Yönünü Güneşe
Levhalama Çalışmaları İle Ulaş
Gençler Zekâlarını Gösterdi
Keskin: “Esnafımız birlikten y
Başkan Gürkan, İspendere İçmel
Bakan Tüfenkçi :'Yeşilyurt'un
Baklavada Antep Fıstığı Yerine
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.